19 Eylül 2012 Çarşamba

Yok


Nasıl kızıyorum kendime bazen,

“Bazen”ler çoğalıyor bazen…**

 

İnsan bazen kendine verdiği sözü tutamıyor, ne kötü.


“Bundan böyle önce kendini düşüneceksin!” Bunu kendim için söyleyeli ne kadar zaman oldu hatırlamıyorum ama çok yakın bir tarih olmadığını biliyorum. O tarihten beri de tanıştığım, tanımaya çalıştığım ya da tanıdığımı sandığım çok sayıda insan için içimden kurdum bu cümleyi. Ve belki de bu yüzden tanıma fırsatım olmadı neredeyse hiçbirini. Çok etkilenmedim bu durumdan, amacım tanımak değildi zaten, onlar da öyle olmadığının farkındaydı.


Özetle, her şey o haliyle iyiydi.
 

Kimisi arkadaşım, kimisi dostum, kimisi sevgilim olabilirdi ya da oldu. Ama sırf bu “temkinli olma durumu”ndan dolayı mesafeler azalmadı, kiminde aynı şekilde kaldı kiminde daha da arttı. Ve ben bu konuda hep iç sesime güvendim ve iç sesim beni hiçbir zaman yanıltmadı.

 
Kiminle ilgili ne düşündüysem öyle oldu, tabi ki benim açımdan öyle bu. Karşı taraf bazen beni “çok içten” buldu bazı zaman “yontulmamış odun” hatta “öküzün önde gideni.” Evet evet aynen öyle. Ve hiçbirine bir açıklama yapmadım, yapma gereği duymadım; önce bensem bu önemsizdi.


Sonra zaman değişti, ben değişmedim. Bu fikrimi değiştiremedim.  Kıyaslama yaparak gördüm ki, karşındakini  düşününce olmuyor, kendini düşününce kıymete biniyorsun. Ulaşılamayan her zaman kıymetli, senin de adın “kasıntı ve kendini beğenmiş” oluyor haliyle.
 

“Çok da temkinli olmamak, akışına bırakmak lazım.” demişti bir arkadaşım bir süre önce. Onun gibi düşünmesem de bu kez iç sesim onun haklı olduğunu söyledi bana. Düşündüm, çok uzun süre düşündüm hem de. Haklı olabilirdi belki. Bunu O söylediği için düşünmedim, iç sesime güvendim yine. Hayatıma kattığım birine güvenebilirdim mesela, bazı konularda ona danışabilirdim. Arkadaş olabilmek için bile önemliydi bu bana göre.

 
 Yine iç sesime güvendim ve bu kez bunu denedim. Sonuç ne mi oldu? Üzülerek söylemeliyim ki iç sesim de o arkadaşım gibi yanıldı.  Üstelik beni de yanıltarak artık daha da katı olmam için bir sebep yarattı.

 
Kötü.

 
Artık danışacak bir “iç ses” de yok, konuşabileceğim o arkadaşım da…


Yok.

 

Eylül’12 // İstanbul.


*Okuduğunuz yazı gerçek bir olaydan yola çıkılarak yazarın bakış açısıyla kurgulanmıştır.

**Gökhan Keser-Sıla / Bazen şarkısından…

“SIRADIŞI” Haberler

5 adet gerilim öyküsünün yer aldığı ilk kitabım SIRADIŞI online satış ile beraber zincir mağazalarda satışta! D&R başta olmak üzere pek çok seçkin kitabevinde bulabilirsiniz.

Dip Köşe: Tüm Kıvanç Koca Yazıları ve daha fazlası için,
Facebook: facebook.com/KivancKocaYazilari
Twitter: twitter.com/KivancKoca
E-posta: kivanckoca@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder