11 Temmuz 2012 Çarşamba

Ruhlar Sevişir "Aşk"la

Aşk, herkesi O'na benzetip kimseyi
O'nun yerine koyamamaktır.
[Can Yücel]

Mutfağa girdiğimde gazete okuyordu. Duruşunu hiç değiştirmedi, geldiğimi hissetmemiş gibiydi.

Fokurdayan çaydanlığa doğru yöneldim. Bir fincan çay koydum kendime, mis gibi bir koku yayıldı mutfağa. "Sen de içer misin?" dedim, cevap vermedi. Arkamı döndüğümde hala gazeteyi okuduğunu gördüm. Tuhaftı.

Bardağımı alıp karşısına oturdum. Bir yudum aldım çaydan. "Acı olmuş, çok demlendi sanırım." dedim. Göz ucu ile bana baktı, başını kaldırdı sonra. Gazeteyi kapadı yavaşça, kenara koydu.

Dayanamadım.

-Neyin var?
-Günaydın!
-Anlamadım…
-Günaydın diyorum, anlaşılmayacak bir şey yok. Gü-nay-dın!
-Günaydın da neden böyle davrandığını merak ediyorum.
-Nasıl davranıyorum?
-Garip.

Gülümsedi, sadece gülümsedi. Yerinden kalktı, mutfak tezgahına yöneldi. Çaydanlığı alıp içindeki çayı döktü. "Ne yapıyorsun?" dedim. "Acı demedin mi, yeniden demleyeyim." dedi. Yeniden çay hazırlamasını izledim bir süre. Bardağımdaki acı çayı içmeye de devam ediyordum. Her bir yudumda acılığı azalıyormuş gibi geliyordu.

Çayı yeniden demledikten sonra karşıma oturdu. Bardağım yarılanmıştı ve içmeye devam ediyordum. Önce bardağa baktı, sonra da yüzüme.

-Acı diyorsun ve hala içiyorsun.
-İçmiş bulundum bir kere.
-Öyle mi?
-Cidden neyin var senin?
-Bir şeyim yok, sıradan bir gün işte. Neyim olabilir ki?
-Ben de onu diyorum. Dün akşam böyle değildin.
-Bunu fark etmene sevindim. Ama şu an önemli olan bu değil biliyor musun, önemli olan senin dün akşam da böyle olman, önceki akşam ya da sabahlarda da hep böyle olman…
-Yine aynı şeyi mi tartışacağız?
-Tartışmak istemiyorum ama sen açıyorsun konuyu.
-Ben açmıyorum, kötü ya da olağan dışı göründüğün zamanlarda ne olduğunu sormam kadar doğal ne olabilir ki?
-Sen de haklısın. Boşu boşuna üzüyorum kendimi. Oysa ki asıl mutsuz olan sensin. İnsanın sevdiği ile seviştiği kişi farklı ise yalnızdır sonuçta. Yalnız olan ben değilim en azından…

Tam cevap vereceğim sırada kalkıp iki boş bardak çıkardı, yeni demlediği çaydan doldurdu. Önümdeki yarılanmış bardağı aldı. "Tazelediğimi iç, acıyı tatmana gerek yok." dedi.

O an bir daha düzeltemeyeceğim cümleler kurmamak için cevap vermek yerine susmayı tercih ettim.
 
Kasım"11 // İstanbul

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder