19 Temmuz 2012 Perşembe

Bir Gün Bir Gece


Saat 23:47

Ortalama olarak on üç dakika sonra bir gün daha eksilmiş olacak hayatımdan.

Peki ne kaybetmiş olacağım ben? Ya da kazanacağım bir şey var mı? Ona göre geçireyim bu on üç dakikamı.

Radyoda Leman Sam çalıyor. Gönül’ü söylüyor en yalın haliyle. Ne kadar güzel gidiyor bu saatte bu şarkı. Gece vakti, efkara doğru yol almak için; dert, tasa, aşk, yalnızlık, ısrarla ardı ardına çalan darmadağın şarkılara inat çalmayan bir cep telefonu, hayaller, gerçekler ve bir tutam gözyaşı dahil gerekli olan her şey var.

Saatlerdir birilerinin aramasını bekliyorum. Telefonum çalmıyor. Her gün, her gece, her saat, her an, hatta ansızın konuştuğum, güldüğüm, gülüyormuş gibi göründüğüm kimseler de aramadı bu gece. Kimse aramıyor. Kimse sormuyor. Kimse anlatmıyor havadan, sudan.

En kötü an bu andır. Bir başına tam anlamıyla “kös kös” oturursun evinde. Elin hiçbir şeye uzanmaz. Kalkmaya dermanın yoktur. Yormuştur seni bu düşünceler, ama elinde değildir yorulmamak. Öyle hissedersin ki kendini, vücudunun yaşlanmasına belki çok seneler vardır ama ruhun çoktan mezara girmiştir.

En kötü an bu andır. Sorgulama gereği duyarsın kendinde, bir şeyleri sorgulama isteği. Belki kendini, hayatını, geçmişini, hatta bir gün gerçekten gelebilecek olan “geleceğini”. Bir sürü soru yazarsın kafanda, bir sürü de cevap. Ama sorularla cevapları eşleştiremezsin bir türlü. Çözümü bir türlü bulamazsın. Oysa aşkın matematiği dört işlemden ibaret değil miydi? Evet öyleydi, ama o zamanlar aşk senin hayatında değildi.

En kötü an bu andır. Bulanık düşler görürsün gözlerin açık. Kıpkırmızı gözlerle bakarsın yarı açık perdeden dışarı. Boğazın düğümlüdür. Yağan yağmurun ritmi bozar sessizliği. Sinirlenirsin. Ama bunu görecek kimsen yoktur.

En kötü an bu andır. Çünkü telefonun halen çalmıyordur.

Saat 00:54

Hayatımdan bir gün daha eksilecek yirmi üç saat kadar sonra.

Film başa dönecek muhtemelen.

Belki de yeni film başlayacak anlayamadan.

İşte o en güzel an olacak.

Nisan 2006

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder