28 Haziran 2012 Perşembe

Kendi Kendime

Yağmur yağıyor dışarıda. Her zamanki gibi sağnak bir yağış. Uzun zamandır dinmedi, ne dışarıdaki yağmur ne de bendeki... Dineceğe de benzemiyor. Benzetilmiyor hiçbirşeye, benzetilemiyor.



Sokağı aydınlatan lamba yanmıyor bu gece. Göremiyorum dışarıyı. Hoş, görsem de ne fark edecek sanki. Yağmurdan dolayı, bu saatlerde dışarıda bulunma ihtimali olan üç beş sokak kedisi bile kaçışmıştır şimdi. Sahi sen kedileri severdin değil mi? "İnsanlar onlardan daha nankör.

Sevgilerinin kıymetini bilmeyenler onlar aslında" derdin. Der-din...!



Sevdiğin bir tatlı vardı. Onun nasıl yapıldığını hatırlamaya çalıştım dün, bulamadım. Unutmuşum yapılışını. Unutmaya başladım bazı şeyleri, aynen istediğin gibi... Zamanı gelince hangi tatlı olduğunu da unutacağım. Sana sözüm olsun...



Parmağımı kestim bugün ekmeği dilimlerken. Hayır hayır çok kan akmadı. Ben de şaşırdım ama oldukça ufak bir yarayla atlattım. Kapanması zor yaralara nazaran çabuk iyileşiyor böyleleri.
Çabuk ve acısız...



Her şeyi kendi kendime yapıyorum artık. Sinemaya yalnız gidiyorum. Alışverişi yalnız yapıyorum. Yalnız başıma müzik dinliyor, bağıra çağıra şarkı söylüyorum, inadına... Kendim için kadeh kaldırıyorum akşamları. Yalnız uyuyorum ve yalnızca kendimi seviyorum. En zoru da kendimi sevmek oluyor. İnsan kendi kendine yetemiyor, yapamıyor bunu... Neyse canım merak etme, ben bunu da unutulacaklar listesine ekledim. Yalnızlığı da unutacağım, çok yakında...



Kendi kendine konuşmak garip bir duyguymuş. Ne bileyim, insan tüm gün neler yaptığını kendi kendine anlatınca sıkıcı geliyor bir süre sonra aynı şeyleri dinlemek. Aynada yüzünün asık olduğunu görmekten mi kaynaklanıyor bu ya da zamanında yüreğinle gördüğün -ya da öyle olduğunu sandığın-kişiye anlatamamandan mı kaynaklanıyor, işte onu bilmiyorum. Hayır bunu unutmadım, en başından beri bilmiyordum.



Bir de bazen ne diyorum biliyor musun kendi kendime?

Kendi kendime...

Kendime...

Bilmiyorum, unuttum...........

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder