21 Kasım 2011 Pazartesi

Zamanı geldi...

“Ve zamanı geldi.”
Tam kapıdan çıkarken geçti aklından. Hiç düşünmediği, tasarlamadığı gibi olmuş, gitme zamanı gelmişti. Çok katlı yüksek binanın çıkışına doğru ilerlerken açtığı her bir kapıda biraz daha artan bir hüzün kapladı içini. Galiba o an kadar “Olması gereken bu.” dan çok daha fazlası vardı zihninde.

Ayrılıklar, sonlar, ara vermeler, gitmeler hep zordu; biliyordu bunu. Ama asıl zor olan insanın sevdiklerinden, onu sevenlerden ve en önemlisi alışkanlıklarından kopmak zorunda olmasıydı. Alışkanlıklarından vazgeçme zorunluluğu. Kısıtlı zaman diliminde dahi bu kadar alışabiliyorsa insan, zorlanması kaçınılmazdı.

Yıllardır şunu da öğrenmişti: “Bazen olumsuzluklar da iyi şeyleri görmemizi sağlardı.” Şimdi de bir zamanlar ne kadar doğru bir seçim yaptığını ve bu konuda sonuna kadar beklemekteki ısrarcılığında haklı olduğunu görmüştü. O kapılardan çıktığında her biri tek tek kapanırken ardında bıraktıklarının ne kadar değerli olduğunu göstermişti bu kez hayat ona…

Ve zamanı gelmişti. Son kapı kapanıp da binadan çıktığında ardına bakması gerektiğini hissetmişti. Durdu, döndü ve baktı. Belki de ne kadar büyük bir ödül aldığının farkına varmıştı.

“Her ne olursa olsun şu hayatta hep açık bir kapı olacaktı, ardındakilerle beraber onu bekleyen…”

Kasım'11 _ İst.

Facebook: Kıvanç Koca Yazıları sayfası