10 Eylül 2011 Cumartesi

Herkes haklı kendine göre...

 “Aşk yoksa sen de yoksun
dedi, haklıydı!”



Zaman değiştiriyor insanı. Fazlasıyla, akıl almayacak derecede çok değiştiriyor.

Şaşırıyorsun bazen aynaya baktığında ama oluyor bu, yaşadıkça görüyorsun.

Herşeye takılan, her detayı düşünen, hiçbir şeyi unutmayan dahası her daim anlamaya çalışan insan, umursamaz birine dönüşebiliyor zamanla. Belki hayat bunu öğretiyor ona, böyle yapması gerektiğini yaşatarak gösteriyor. O deneyim denen saçmalıkları ölçüp tartınca da haklı görüyor ve uyguluyor.

Kendini anlatmaya çalışmak zor geliyor bir süre sonra. Onun sesi, onun teni, onun hissi ilgilendirmiyor; önemsemek istemiyor, görmezden geliyor, bakıyor ama görmüyor…

Ne kötü!

Her gün her dakika o kadar kalabalık ki çevre… Hepsine bölünüyorsun bir şekilde, paramparça oluyorsun. Bu yüzden belki de “birine kafa yorma” ya çalışmıyorsun.

“Aman o üzülmesin, aman ona bi’şey olmasın, aman darılmasın, gücenmesin, aman aman…” der-di-m! Çok eskiden…

Şimdi sırt dönmek çok daha kolay geliyor. Kolay, acısız, erken ve sıkıntısız… Tek harekette, tek sözde dön ve git!

Dedim ya “Bunu neden yaptın?” demek zor, kendini anlatmak zor, anlatmaya çalışmak gibi bir heves yok.

Yok…

Bir arkadaşım “Aşk yoksa sen de yoksun.” demişti bir keresinde. Bir tanesi de “insanları önemsemem gerektiğini” söylemişti…

İkisi de haklıydı aslında,

Aşk yoksa yoktum… Aşksız bir ilişkide önemsemeyi de beceremiyorum.

Onlar da haklı, en az benim kadar. Ben de haklıyım, onların bunu göremeyecekleri kadar…

Eylül’11 // İstanbul.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder