11 Aralık 2010 Cumartesi

Şu ÖSS Dedikleri (2)

ÖSS’nin atlatılmasının ve hiiiiç vakit kaybedilmeden açıklanmasının ardından şimdi sıra şu “tercih meselesi”ne geldi. Hayatın her alanında olduğu gibi, bilmem kaç yüz bin kişi tercihlerini yaparak geleceğini belirlemeye çalışacak.

Bu yıl sinirsiz stressiz bir şekilde ÖSS’ye girerek nasıl bir duygu olduğunu gördüm ve orta halli bir puan alarak 1.6 milyon aday arasındaki yerimi aldım. Şimdi sıra asıl meseleye geldi: Tercihler!! “Nereleri tercih etsek te neler okusak etsek? Hayatımıza nasıl bir yön versek??” derdi sardı dört bir yanımızı… Ne seçimler ne de ülkenin sosyo-ekonomik dertleri-tasaları şu an için bilmem kaç yüz bin kişinin ilgi alanında yer almamaktadır.

Tercih kitapçığı henüz elimize ulaşmadan, özel bir üniversiteden tarafıma “tüzel” olarak yazılmış bir tanıtım mektubu aldım. Elime ulaşan gösterişli zarfın üzerinde  “ÖSS sınavına giren öğrenciler için önemlidir.” şeklinde yer alan cümlenin, anlatım bozukluğuna yenik düşmüş olması, o üniversitenin tercihlerim arasında yer almasını etkileyecektir. “ÖSS sınavı” diye bir şeyin olmaması, ÖSS’nin açılımının “Öğrenci Seçme Sınavı” olması ve dolayısıyla ardı ardına iki defa “sınav” kelimesinin kullanılması sonucunda anlatım bozukluğunun ortaya çıkması şeklinde özetlenebilecek olay, şu an itibariyle belki de benim tarafımdan o üniversiteye karşı yapılmış bir ukalalık olarak tarihe geçecektir. Ama her ne olursa olsun yılların deneyimini paylaşmayı teklif eden bir üniversitenin bu şekilde bir hatayı yapmamasını beklerdim ben. Gerçi olaya “gözden kaçırılmışlık” olarak ta bakılabilir. Her insan hata yapabilir, bu da dikkatlerden kaçmış olabilir… mi??? Olmamalı. Hele ki o kurum bir yüksek öğrenim kurumuysa bu konuya biraz da olsa dikkat etmeli, diye düşünmekteyim.

Tercihlerinizi yaparken nelere dikkat edersiniz; neleri eler, neleri dahil edersiniz; kriterleriniz nelerdir; mutlaka bir yere “kapak atmak” mıdır derdiniz yoksa isteklerinizi karşılayan bir yeri kazanmak mıdır; orasını bilemem. Ama bence böyle bir seçim yaparken ince eleyip sık dokumakta fayda var. Sonuçta zaman akıyor ve geride kalanın ne yazık ki insana faydası olmuyor…

Elinizdeki imkanlar dahilinde, en iyinin sizinle olması dileklerimle…

temmuz'07

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder