12 Aralık 2010 Pazar

Hayatımın Kadınısın

Ne güzel kadındır şu Türkan Şoray. “Yılların eskitemediği” yakıştırmasının yapılabileceği nadir insanlardan. Şu içi çürümüş “sanat camiası” denilen toplulukta sapasağlam yer edinmiş ve bunu taşımayı başarabilmiş kaç kişi var ki zaten O’nun gibi??

Daha birkaç yıl öncesinde evlerimize “İkinci Bahar” ile konuk olan ve defalarca yayınlanan tekrarlarında bile dibimiz düşerek izlediğimiz Türkan Sultan’ın, geçtiğimiz yıl Uğur Yücel çevirmiş oldukları “Hayatımın Kadınısın” filmini izledim sonunda. Gösterimde olduğu dönemde, hep isteyip te yapamadığımız pek çok şey gibi resmen “kasarak” gitme çabalarım sonuç vermemiş, uygun zaman-mekan-insan faktörlerinin bir araya bir türlü gelememesinden dolayı resmen içimde kalmıştı.

Geçtiğimiz günlerde filmin dvdsini, sadece kahve içmek için uğradığım bir arkadaşımın naif ve bir o kadar da özenle seçilmiş filmlerden oluşan “dvd kulemsi”nde gördüğümde, dvdnin bulunduğu rafı “bir süreliğine” boş bırakmak suretiyle kendisini kaptığım gibi, gayet te “çaktırarak” çantaya attım.( Yukarıda geçen tırnaklı sürenin kısa bir süre için olacağı konusunda anlaşmıştık ama, tarihte de bunun envai çeşit örneğini görebildiğimiz üzere anlaşmalar bozmak için değil midir? Size katılıyorum, bence de evet.) Aynı gün, sayemde (Türkan Hanım’ın sayesinde demek daha doğru olacak.) oldukça kısa süren kahve sohbetinin ardından eve doğru yola koyuldum. Kapıdan girdiğim anda çanta-hırka-anahtar üçlüsünün üzerimde oluşturduğu yükten kurtulup oturdum ekranın karşısına. Film başladı, bir Orhan Gencebay şarkısı duyuldu. Türkan Şoray uzaktan göründü, “Yürüyüşünün bile ayrı bir havası olabilir mi bir kadının?” cümlesi aklımdan hızlıca geçiverdi. Sonra 90 dakika boyunca hayran hayran izledim filmi.

Filmle ilgili fazla bir şey söylemeyeceğim çünkü sanıyorum ki izleyenlerin çoğu filmi sıradan
bulmuştur, izlemeyenler de çok önemsememişlerdir. Zaten Uğur Yücel bu filmi hayali olduğu için çekmiştir, iyi de etmiştir, önünde saygıyla eğilinmelidir, yenileri ısrarla beklenmektedir.


“Hayatımın Kadınısın” fazla samimi, içten ve çerez mertebesinde sayılamayacak kadar güzel bir film. (En azından ben öyle olduğunu düşünüyorum.) İzlemenizi tavsiye ediyor, Türkan Şoray’la Uğur yücel’in önünde saygıyla eğilerek bir yazıyı daha sonlandırıyorum.

İyi seyirler…


Dip Köşe: Son zamanlarda Çağan Irmak’ın Kabuslar Evi serisine takmış durumdayım. Şu ana kadar 8 bölümü yayınlanan seri, bir ev ekseninde dönen farklı öykülerle sizi-bizi-herkesi ekrana bağlamayı başarıyor. Bildik Çağan Irmak tarzındaki seriyi izlemeniz şiddetle tavsiye olunur. Özellikle “Seni Beklerken” ve “Hayal-i Cihan” bölümleri çok başarılı. 

Nisan'07

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder